Yaklaşık 4-5 sene kadar önce; kendimle ilgili sorulacak çok fazla sorum, almam gereken çok fazla cevabım vardı. Aramam gerekiyordu. Aradım. Buldum da; ruhumu. Ruhu keşfettikçe başka sorular oluşmaya başladı. Mesleğim gereği gördüğüm yüzlerce hasta sayesinde, kişilerin özellikle kilo alma-verme süreçlerini çok iyi değerlendiriyordum. Beslenmeyi düzenlemek çok iyi sonuçlar doğuruyordu evet. Kişi kilo veriyordu, mutlu oluyordu, kiloya bağlı hastalıkları azalıyordu. Ama sürekli değildi. Ya bir müddet sonra devam ettiremiyor, ya da seneler sonra aynı hasta geri geliyordu, ya da en basitinden zorla devam ediyordu. Bana ise hiç mantıklı gelmiyordu. Benim görevim şifa vermek ise, bu gerçek bir tedavi olmalıydı. Geçici bir şeyler değil. Bedeni zaten tüm eğitim hayatım boyunca yalayıp yutmuştum, zihnin çalışma şeklini biliyordum. Ama atladığım bir şey vardı; RUH! Çok şükür ki, zaten arayıştaydım. Kendimi buldukça, ruhu buldum. Yolda öğrendiklerimi muayenelerde aktarmaya ve uygulamaya başladım. Gözlemledim ki insanlar iyileşiyor, öyle bir iyileşiyor ki kilolarının bir önemi bile kalmıyor. Kiloyu önemsemediği halde kilo veriyor. Sadece kilo vermekle kalmıyor, sağlıklı beslenme ve ruhun da beslenmesi ile beraber diğer hastalıkları da iyileşiyor. Hatta tedavisi yok denilenler bile! Yani GERÇEK bir tedavi oluyordu işte. Birbiriyle iç içe olan ruh ve bedeni ayrı ayrı değerlendirmekten daha saçma bir şey olamazmış meğer. İkisinden biri sağlığını kaybedince, bütünü sağlıksız oluyormuş. Sadece birini tedavi etmeye çalışmak, olduğun yerde saymaktan başka bir şey değilmiş.

Düşünün ki bir araba hızlıca giderken kontrolden çıkıyor ve bir direğe çarpıyor. O arabayla eskisi gibi normal bir sürüş yapabilmek için bir takım tedaviler gerekiyor. Götürüp vurukları düzelttiriyor, çizikleri boyatıyorsunuz. Ama araba yine kaza yapıyor. Bu sefer arabayı değiştirip çok daha iyi bir model araba alıyorsunuz. Ama araba yine kaza yapıyor. Neden mi? Çünkü sürücü aynı sürücü ve hız yapmaya devam ediyor, araba kullanmak onun için hız yapmaktan ibaret, başka bir kullanış tarzı bilmiyor… İnsanları oluşturan 3 şey vardır: beden, zihin ve ruh. Öyleyse bir kaza olduğunda sadece tek birini düzeltmeye çalışmak yetersiz kalabilir. Belki de aralarındaki en önemlisi ruhtur. Oradaki sorun çözülmez ise, bir şekilde diğerlerini de etkileyecektir. Nasıl mı?

Canlı ya da cansız her şey enerjiden oluşur. Bu kuantum fiziği sayesinde bilimin artık kabul ettiği bir gerçek. Vücudumuzdaki her organ da kendi enerjisiyle titreşim halindedir ve her birinin frekansı vardır. Ruhun frekansına uygun bir şekilde titreşirler. Tıkanıklıkları, hasarları olan bir ruhun titreşim frekansı ile; parlayan, sağlıklı bir ruhun frekansı birbirinden tamamen farklıdır. Sağlıksız bir ruhun frekansı hastalıkların oluşmasına sebep olurken, sağlıklı bir ruhun organları da sağlıklıdır. Bununla bağlantılı olarak yine bilimin net olarak kabul ettiği bir gerçek olan sistem de; olumsuz düşüncelerle hastalığı yaratabiliyor, olumlu düşünüp pozitif frekansa uyumlandığımızda da hastalıkları iyileştirebiliyoruz. Bu hesaptaki asıl niyetlerimden biri de ruhun iyileştirilmesi ve beslenmesi ile ilgili bolca bilgi paylaşıyor olmak.

Her bir bilgi bütünün hayrına, şifa olsun.

Uzm. Dyt. Cansu YALÇIN


Yorumlar

Bilgi ! Yorum bulunamadı! İlk yorumu siz yapın..

Yorum yap