Bence çağımızın hastalığı oto-immün hastalıklar ya da obezite falan değil. İddia ediyorum ki çağımızın hastalığı “Mükemmel Olmaya Çalışmak”!

Belki mükemmel olursa daha çok sevileceğini düşündüğünden, belki eksikliklerinden utandığından, belki ancak mükemmel olursa başarılı olabileceğini sandığından, belki ve en acısı da mükemmel olması gerektiği öğretildiği için mükemmel olmaya çalışır insan. Dermanı kolaydır ama fark etmesi zordur bu hastalığın. Sanılan şudur ki: “Mükemmel olmak neden kötü olsun ki sonuçta”?! Sadece fark etmek bile, hastalığın tedavisine başlamaktır oysa.

Daimi bir yetersizlik hissine, “Ya hep ya hiç” düşüncesiyle kaçırılan güzelliklere, başka birinin yaptığını yeterince iyi bulamadığından sürekli kontrol etme gereksinimine, kimi zaman yenilen ufak bir gofret sonrası günlerdir süren sağlıklı beslenme çabasının bir anda bitmesine, kimi zaman diyeti bozmamak için sosyal hayatın bitirilmesine, kimi zaman da en ufak bir iş için bile daha çok efor harcamaya ve ne yazık ki yapılan işten de zevk almamaya, başarılarından bile sevinç duyamamaya ve tatmin olamamaya sebep olur mükemmeliyetçilik. Bütün bu olumsuzlukları da bir hiç uğruna, var olmayan bir şey uğruna yaşatır. Çünkü hiçbir şey mükemmel değildir. Mükemmel diye bir şey yoktur, var olmamıştır. Yaşamın kendisi hatta doğa bile mükemmel değildir ve bütün kusurlarıyla güzeldir. Farklı bir açıdan bakacak olur isek; Mükemmellik artık her şey bitmiş demektir. Mükemmellik, daha başka bir ilerleme olasılığı yok demektir. Eksiklik ise büyümenin ve gelişmenin mümkün olduğunu gösterir. Eksiklik yeni alanların, yeni coşkuların, yeni maceraların heyecanı demektir. Eksiklik, canlı olduğunu ve yaşamın devam ettiğini gösterir.

Nietzche’nin de dediği gibi; “Kusursuzluk, ölüm demektir”.

Uzm. Dyt. Cansu YALÇIN


Yorumlar

Bilgi ! Yorum bulunamadı! İlk yorumu siz yapın..

Yorum yap